Sualtındaki tarih turizme açıldı

Gökhan Karakaş – Birinci Dünya Savaşı’nın en şiddetli çarpışmaları sırasında Çanakkale’de batan savaş gemileri Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından turizme ve ekonomiye kazandırıldı. Benzerleri ABD, İskoçya ve Malta’da bulunan gemi tarihi batıklarından oluşan alan, dünyada merkezi idare tarafından yönetilen ilk sualtı parkı ve diğer ülkelerdeki örneklerinden daha fazla batık barındırıyor. Sualtındaki tarihlerini merak eden İngiliz, Fransız, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı dalgıçların gelmesi planlanan derinlerde 22 tarihi gemi bulunuyor. Türk topçusu, Nusret’in döşediği mayınlar ya da denizaltılar tarafından batırılan gemilerin Çanakkale’nin ekoturizmine büyük katkı sağlayacağı düşünülürken; Türkiye’nin en kıdemli dalgıcı ve son süngerci Aksona Mehmet’in yaptığı batık dalışlarına sadece Milliyet eşlik etti.

“Bilinmeyeni kimse koruyamaz” sloganıyla Çanakkale Boğazı ve Ege Denizi’nin derinliklerindeki 22 batık; Çanakkale Valiliği, Güney Marmara Kalkınma Ajansı, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, İstanbul Üniversitesi ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi katkılarıyla dalgıçları ağırlıyor. Patlamamış ve bombaları tamamen tehlikesiz hale getirilen savaş gemileri kadar çıkarma gemileri, denizaltılar, buharlı yolcu gemileri, yelkenli tekneler gibi pek çok batık; dünyanın tarihsel zenginliği en yüksek sualtı parkını oluşturdu.

HMS Majestik gözde

22 batık içinde en büyük ilgiyi Seddülbahir açıklarındaki İngiliz HMS Majestic görüyor. Yüzbaşı Otto Hersing idaresindeki Alman U 21 denizaltısının torpidosuyla batan HMS Majestik, güvertesindeki top mermileri ve savaş ekipmanlarıyla 18-24 metre derinlikte dalgıçları bekliyor. 118 metre uzunluğundaki savaş gemisi parçalanarak dağılmasına rağmen gerçek bir savaş ortamı hissi uyandırırken, üzerinde sürüler halinde dolaşan deniz kartalları (Myliobatis Aquila), muhteşem görüntüler oluşturuyor. Geminin sualtı habitatına sağladığı katkıyla yaşam ortamı bulan deniz kartallarının kanatlarını çırpan bir kartal gibi süzülüşü dalgıçlara eşsiz bir şölen sunuyor.

Çok yakındaki Helles Barçları isimli batıklar ise, 25 Nisan sabahı gerçekleşen Anzak çıkarması sonrasında kıyıdaki askerlere yemek ve su getirmek için kullanılan deniz araçları. 24 metre derinlikteki barçlar kıyıdaki Anzak askerleri tarafından dört gözle beklenirken şimdilerde 107 yıl önce yaşanan kanlı çarpışmaları hatırlatıyor.

Türk topçusu batırdı

Çanakkale’yi geçerek İstanbul’a ulaşmak isteyen İngilizler’e ait HMS Louis ise bölgenin görsel zenginliğini artıran başka bir batık. İngiliz destroyeri bir deniz kazasında yara aldıktan sonra Türk topçusu tarafından batırılırken gömüldüğü kumluk alanda 14 metre derinlikte bulunuyor. 45 metrelik gövdesi üzerindeki kazanları dalgıçlara eşsiz görüntüler sunarken, Ege Denizi’nin güçlü akıntıları balık sürülerini batığa getiriyor. Türkiye’nin UNESCO Yaşayan İnsan Hazineleri listesine ilk denizci olarak girmesi için çabalanan Mehmet Baş ise tarihi batıklara yaptığı dalışlarda çok duygulandı. Denizcilerin “Son süngerci Aksona Mehmet” olarak tanıdığı Mehmet Baş, “HMS Majestik’in güvertesindeki patlamamış top mermileri Anadolu’nun ne denli zor şartlarda korunduğunu ve Çanakkale’nin geçilmez olduğunu hatırlattı bana. Derinlerdeki tarihi gezerken atalarımızın verdiği mücadelenin hepimize örnek olmasını istedim. Tarihi Alan Başkanlığı’nın çabası Çanakkale’yi suyun altındaki zenginliğiyle dünyaya tanıtacak kadar başarılı. Atalarından izler arayan ANZAK torunları, bu batıklara büyük ilgi gösterecek. Anadolu halkının kadim kültürü olan toprağına bağlılık, işgale gelen güçlü donanmalara karşı koyacak kadar güçlü. Dünyada bu kadar zengin bir batık alanı olduğunu sanmıyorum” dedi. Derinlere Saygı Dalışı Topluluğu üyeleri ve Çanakkale Balıkadamlar Dalış Merkezi’nin uzman eğitmenleriyle dalan Aksona Mehmet, tarihi batıkların çevresinde oluşan canlı yaşamının ekosisteme büyük fayda sağladığını belirtti.

1915 yılında batan gemiler; İngiltere’nin sembol zırhlısı HMS Majestik’in patlamamış top mermilerinin üzerinde gezinen deniz kartalı (Myliobatis aquila) sürüsü, S/S Lundy’nin çevresindeki hayalet ağlar, destroyer HMS Luis’in 14 metredeki makine dairesi, askerlere yemek taşıyan İngiliz barçlarında yuva yapan gelincik balıkları ve 1968 yılında batan Kaptan Franko’nun 125 metrelik gövdesinde uzanan kırmızı mercanlar tarih ve coğrafyanın muhteşem birlikteliğini anlatıyor.

Arkadaşımız Gökhan Karakaş, denizcilerin “Son süngerci Aksona Mehmet” olarak tanıdığı Mehmet Baş ve dalgıç Saruhan Singen ile birlikte batıklara daldı.

‘Batıklara dalış yasağı kalktı’

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ise, dünyanın en zengin ve dalınabilir derinliklerdeki batıklarıyla turizm ekonomisine katkı sağlayacaklarını belirtti. Kaşdemir, “Çanakkale turizminin geleceğini sualtındaki tarihle şekillendiriyoruz. Kıyılarımız dünyaya ilham verici öykülerle dolu. Asıl mesele bu öyküleri daha çok insanla buluşturmak. Batıklara dalış yasağını kaldırmak işin ilk adımıydı ama daha yolun başındayız. Dalınabilir limitlerdeki savaş batıkları Çanakkale’yi diğer sualtı parklarından ayırıyor. Biz toprakta mermi ya da kovan bulunca bile heyecanlanan insanlarız. Koca savaş gemilerini, batırıldığı yerlerde görmek hatta yaşamak büyük ayrıcalık. Sualtındaki güzellikleri anlatmak için uluslararası acenteler ve kuruluşlarla işbirliğimiz sürüyor” dedi.

Müsilaj etkisini yitirdi

İngiliz, Fransız ve Avustralya gemilerinin dalış turizmiyle kente katkı sağlaması için 150 kilometrelik alanda Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı oluşturuldu. 10 dalış noktasındaki 22 batıktan HMS Majestik’e geçen yıl yaptığımız dalışlarda müsilajın yıkıcı etkisini gözlemlemiştik. Prof. Dr. Mustafa Sarı ile daldığımız HMS Majestik üzerindeki müsilajin bu yıl etkisini yitirdiğini görürken, İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan ‘Müsilaj Ağıt Mı? Umut Mu?’ adlı kitapta denizlerdeki azot ve fosfor yükünün azaltılmasının önemine değiniliyor.

YARIN: Çok uluslu gemilerin battığı tarihi sualtı parkı

 

 

 

 

Yorum yapın